
Yukarıda birileri vardı ve karanlık bakışlarının ardından sinsi gülümsüyorlardı. Yukarıdaki insanlar 'dünya güzel bir yer olmasın, insanlar hakları için biraraya gelemesinler' diye meydanlara ateş açmışlardı. Türkiyenin faili meçhuller listesine +37, 1 Mayıs'ta ilk silah sesinden sonra hızla eklendi.
Hayat filmlerdeki gibi olsaydı Gandalf gelir, karanlık güçleri defeder bizim Orta Dünya kurtulurdu. ama öyle değil işte hayat...
Neyse ki 2010'da işçilere Taksim'i geri verdiler. Ben de gidip kuşları, çatıdan bakan teyzeleri, pankartları fotoğrafladım. Bilen birinden okumak isterseniz iste güzel bir 1 Mayıs yazısı; http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=&ArticleID=994451
İzmir'in beldelerinde derin sınıfsal uçurumları köylü bir amcaya anlatmaya çalışan ve oy isteyen arkadaşım da son çare ' bak dayı sen çorba içiyorsun, bize oy verirsen et yemeye başlayacaksın. artık fakir olmayacaksın' deyince adam kızmış; ' allaha şükür içecek bir tas çorbamız var' demiş... Arada epey yıl farkı var ama hikayeler aynı. Bazı şeylerin değişmemesi çok üzücü. Behice Boran'ı daha iyi tanımak için okuyun: http://www.odatv.com/n.php?n=iste-100-yasinda-bir-devrimcinin-hikayesi-0105101200
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder